Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi - Bozok Tıp Dergisi
Ana Menü
SON SAYI
ANA SAYFA
YAYIN KURULU
DANIŞMA KURULU
YAZARLARA BİLGİ
MAKALE GÖNDERİM
YAYINLANMIŞ SAYILAR
TELİF HAKKI FORMU
ARAMA YAPIN







Eylul2017.73-78
73-78 YENİ KURULAN BOZOK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KALP VE DAMAR CERRAHİSİ MERKEZİ OLARAK RADYOFREKANS ABLASYON TEDAVİSİ SONUÇLARIMIZ The Radiofrequency Ablation Therapy Results of our Newly-Established Bozok University Medicine Faculty Cardiovascular Surgery Centre Ertan DEMİRDAŞ, Kıvanç ATILGAN, Ferit ÇİÇEKÇİOĞLU, Mustafa Fatih ERKOÇ ÖZET Amaç: Alt ekstremite kronik venöz yetmezliği (KVY) ve buna bağlı olarak gelişen varisler, toplumda oldukça sık rastlanan, hayat kalitesinde ve iş gücünde ciddi kayıplara neden olan önemli bir hastalıktır. Erişkin birey popülasyonunda %25-50 oranında görülebilmektedir. Bu çalışmada kliniğimizde KVY nedeniyle vena safena magnaya (VSM) radyofrekans ablasyon (RFA) tedavisi uygulanan hastaların sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma için Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’ne Kasım 2015-Ocak 2017 tarihleri arasında başvuran tek ya da iki taraflı venöz yetmezliği olan, semptomatik 107 hasta çalışmaya dahil edildi. Bütün hastalar ameliyat öncesi dönemde venöz alt ekstremite renkli doppler ultrasonografi (RDUS) ile reflü varlığı ve VSM çapları açısından değerlendirildi. RDUS ile VSM çapı diz seviyesinde en az 5.5 mm, safenofemoral bileşke düzeyinde ise 6 mm, reflü süresi 2 sn veya daha uzun olan, VSM’si ciddi derecede tortiyoze olmayan 107 hastanın 5’ine bilateral olmak üzere 112 alt ekstremiteye RFA uygulandı. Hastalar işlem sonrası birinci haftada poliklinik kontrolüne ve birinci ve altıncı aylarda RDUS kontrolüne çağırıldı. Bulgular: Girişim yapılan 112 alt ekstremitesinin 6 aylık takiplerinde sadece üç VSM’de (%2.67) parsiyel rekanalizasyon izlenmiştir. 4 hastada dizüstü VSM 1/3 distal kesiminde medikal tedavi ile düzelen tromboflebit gözlendi (%3.57). Hastaların hiç birinde derin ven trombozu (DVT) gözlenmedi. VSM yetersizliğine bağlı aktif venöz ülseri olan iki hastada VSM’ye RFA sonrası birinci ay kontrollerinde venöz ülserinin kapandığı tespit edildi. Sonuç: G Randomize klinik çalışmaların bir çoğunda olduğu gibi, endovenöz tedavilerin cerrahi kadar etkili ve efektif bir tedavi olduğu ortaya koyulmuştur. Ayrıca endovenöz tedavilerin uygulanmasının kolay olması, hastane maliyetlerinin, iş gücü kaybının daha düşük, cerrahiye ve anesteziye bağlı komplikasyonların daha az olması gibi avantajları nedeniyle cerrahiye oranla daha sık tercih edilmesi gereken tedavi yöntemleri olduğunu, aynı zamanda cerrahiye göre daha az invaziv yöntemler olmalarından dolayı kozmetik açıdan da hastalar için bir avantaj olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Sözcu¨kler: Radyofrekans ablasyon; Vena safena magna; Venöz yetmezlik; Komplikasyon ABSTRACT Objectives: Chronic venous stasis (CVS) of lower extremity and varicous veins occuring as a consequence is a very common illness having a great role in labour loss and impaired quality of life. It is possible to diagnose this illness in 25-50% of adult population. In this article we aimed to present the results of our patients suffering from CVS and undergoing radiofrequnecy ablation (RFA) therapy of vena saphena magna (VSM). Material and Methods: 107 symptomatic patients applying to Bozok University Medicine Faculty Research and Practise Hospital Cardiovascular Surgery Department between November 2015 and January 2017 with a single or dual lower extremity CVS were included in ths research. All patients were investigated among the existence of venous reflux and diameters of VSM by coloured doppler ultrasonography (CDUS). 107 patients having a VSM diameter of 5.5 mm on the knee level and a diameter of 6 mm in the saphenofemoral junction and a reflux time longer than 2 seconds and without a tortiose VSM underwent RFA thearphy and 5 of whom underwent bilateral lower extremity RFA. Patients were followed up at the end of 1st week, 1st and 6th months with CDUS. Results: Partial recanalization was observed only in three of 112 lower extremity having RFA (2.67%). Thromboflebitis was observed in four patints and treated with medical therapy (3.57%). Non of the patients had deep venous thrombosis (DVT). In two patients having active venous ulcer as a result of CVS, we observed a total healing of wounds after RFA therapy on the postoperative 1st mounth. Conclusion: It is common that endovenous treatment techniques are as successfull as conservative surgical approaches as revealed by any randomized clinical trials. We prefer endoveonus treatment techniques due to easiness of performing, decreased hospitalization costs and complications related with anesthesia and conservative surgical processes, less lobous loss, and cosmetic gains of patients. Keywords: Radiofrequency ablation; Vena saphena magna; Venous stasis; Complication.
© Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi 2012 | Geliştirme: Erşan BOZKURT 238,464 Tekil Ziyaretçi